CEZAEVİNDENMEKTUPLAR



Website counter

istek Yap
HER ÖZGÜR İNSAN
MAHKUM
ADAYIDIR
CEZAEVİNDENMEKTUPLAR
PageRank

CEZAEVİNDEN MEKTUPLAR

Çarşamba, Aralık 30, 2009 - SİLİVRİ 6 NOLUDAN MEKTUP VAR- 5

Kategori: MEKTUPLAR

                                                                                                                      18 Aralık 09

                           

Merhaba göğsümün sol yanı

Sevdiceğim, bugün Cuma gece saat 02:15. Dışarıda adeta birbiri ile yarışır şekilde kar yağıyor, hava çok soğuk ve ben bugün biraz daha fazla üşüyorum. Sanki kanım çekilmiş, iliklerim donmuş. Üşümemdeki tek neden senin yanında olamamdır. Oysa senin yanında ben hiç üşümezdim. Sevgiyle bakışın, sıcacık gülüşün, ilaç gibi nefesin beni hep ısıtırdı, kanımı kaynatırdı. Bilirim şimdi senin minicik ayakların, şefkatli ellerin üşümekte. Bu aylarda çok üşürler. Yanında olup ta ellerini avuçlarıma, ayaklarını bacaklarımın arasına alıp ta ısıtamadığım için özür dilerim. Beni bağışla sevdiceğim, kardelenim. Seni mahkemede çok durgun gördüm, üzügün ve mutsuzdun. O halin beni çok üzdü. Bir gün önce de telefonda çok durgun ve yorgundun. Eğer seni birazcık tanımışsam canını sıkan birşeyler olmuştur, hem de çok sıkmıştır.birtanem, ömrüm allah aşkına neler oldu? Neden canın sıkıldı? Seni kimler üzdü? Ne olur bunları bana söyle ve yaz. Seni üzgün görmek beni kahrediyor, başka başka ruh haline sokuyor. Senin üzülmene , gözyaşına dayanamıyorum. Eğer ben yanlış anlamışsam da olsun, seni hep neşeli, gülerken görmek ve duymak istiyorum. Yalvarırırm artık kendini üzme ve kafana takma. Canın ne istiyorsa onu yap, senin mutluluğun herşeyden, benden de önce gelir. Senin mutlu, huzurlu olduğunu bildiğim her saniye inan ki bende mutlu ve huzurlu olacağım. Annemin işleri hallettiğini müjdeledin, ben senin adına çok sevindim. Yeni bir çevre, yeni bir iş, yeni insanlar ve yeni uğraşlar ; sana yeniden yaşama hevesi ve azmi getirecek olması beni çok mutlu etti. Dilerim ve daima dua ederim ki oralarda çok mutlu olursun. Kavuşacağımız günü heyecan içinde beklerken, bende yeni bir yaşam için kendimi hazırlayıp sana öyle geleceğim. Birtanem, şahrudum sen nasıl istersen herşey öyle olsun, nasıl uygun görürsen öyle yap. Çünkü bu seçimde senin kararlarına hep evet diyorum. Kendini zora sokmadan işlerini hallet, hem de ardına hiç dönüp bakmadan hep ileriye, geleceğine ve geleceğimize dair planların benimde ikinci hayatım olacak.

Mert’ in o hali bana çok dokundu. Yüzümü okşaması, elini omzuma koyması kimbilir nasıl bir ruh hali? Canım oğlum, belli ki bana çok ihtiyaç duyuyor. Kafama takılıyor çok üzülüyorum. Her seferinde bana dokunmak için izin istiyor, yasak olmaz denilince çok üzülüyor. O gün de kafam ona takıldığı için boğazım doldu, hakimin sorusuna bile cevap veremedim. Oysa kendimi hazırlamıştım, konuşacaktım ama bir anda dondum ve o an Mert’ in o halini düşündüğüm için ben kendimi en çok ta oğluma karşı suçlu hissettim ve suçluyum diyebildim. Aslında Mert’ in gözlerinin içine bakarak ‘’ ben suçluyum oğlum, sana layık bir baba olamadım’’ demek isterdim. Seni oğlumuza hem analık hem de babalık yapmak zorunda bıraktığım için özür dilerim. Minik kuşum, beni merak etme, iyiyim. Tek sıkıntım sizin yanınızda olamamak. Bugünler benim için geçer , biter asıl sizlerin benimle gün saymanız dayanılmaz bir his ve acıdır. Senden tek isteğim tüm kalbimle yemin ederek söylüyorum, ne olur mutlu olmak için ve yalnız kendin için yaşa, mutlu olmak senin hakkın. Ben seni yeterince belkide hiç mutlu edemedim. Vicdanen rahatsızım ve bu saatten sonra kendin için , sadece kendi mutluluğun için nasıl yaşaman gerekirse öyle yaşa. Senin mutlu olmanı istiyorum, geleceğini, yapmak istediklerini, yaşamak istediğini yap ve yaşa. Hepsine evet, evet, evet diyorum. Açık görüşte bunları bana anlatırken o kadar mutlu oldun ki, sanki o anları yaşıyordun. İşte benim sevdiğim, hep öyle mutlu olsun, gözlerinin içi gülsün, yüzünden gülücükler hiç eksilmesin, mutluluk yağmur olsun seni ıslatsın. Gözyaşların, mutluluktan ve neşeden aksın. Gülen yüzün hiç solmasın. Sevdiceğim biliyorum senin başka bir şehirde olman bana zor gelecek ama mutlu olduğunu bilmek beni teselli edecek. Ben resimlerle avunurken, sen sevdiğimiz türkülerle teselli bulacaksın. Ama olsun ben de öyle birşey bıraktın ki seni her saniye yanımda hissedeceğim. Aşk dolu, sevgi dolu bakışın adın gibi çok özel gönül gözüyle bakmayı ve bu can bu bedenden çıkmadıkça unutmayacağım. Sen kona kokun... seni çok seviyorum kardelenim...

H.H.Y SİİVRİ 6 NOLU

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cumartesi, Ekim 24, 2009 - KARTAL H TİPİ CEZAEVİNDEN MEKTUP-2

Kategori: MEKTUPLAR

Merhaba bacım

Öncedende söylediğim gibi 29 aydır yatıyorum ve ilk defa beni bu kadar duygulandıran, hüzünlendiren bir mektup aldım; o da bugün senden aldığım mektup.Beni o kadar çok duygulandırdı ki ağlamamak için kendimi zor tuttum.Yüreğine sağlık bacım öncelikle çok geçmiş olsun hastalığın nasıl bir hastalık olduğunu bilmiyorum ama sonunda kanser olması insanı ilk başta ürpertiyor ama ben seni tanıyorum, hayatın her zorluğunu görmüş, mücadele etmiş ve birşeyleri başarmış bir insan olduğunu biliyorum.Bu hastalıkla da gerektiği gibi mücadele edip, moralini şartlar ne olursa olsun yüksek tutup bu illetten kurtulacağına eminim.Daha önümüzde yıllar var Allah'ın izniyle hayatı, bende Hüseyin' de emin ol cezaevinde öğrenip çıkacağız.Kimse buralarda kalmamış, yeter ki yüce rabbim sağlık sıhhat versin güzel günler bizleri bekliyor.İnsan birşeyleri kaybetmeden kıymetini anlamıyor.Hayatın zorluklarından şikayet edip dururduk ama şimdi farkına vardım kiaslında her bakımdan zengin olan insanlarmışız.Bizim tek hatamız insanlara değerinden fazla değer verip, bizi gercekten seven ailelerimizi birçok konuda ihmal etmemiz.Şimdi şöyle bir geriye baktığımda dostum dediğim, birçok şeyi paylaştığım insanlar bırak ziyarete gelmeyi iki satır mektup bile yazmıyorlar.Mektubunda benim cezaevine alışmış olabileceğimi söylüyorsun,evet 29 aydır yatıyorum, cezaevinin nasıl bir yer olduğunu biliyorum, insanların gerçek yüzünü gördüm ama şunu bilmeni isterim kiburaya hiç alışamadım ve alışmakta istemiyorum.Burada insanları ayakta tutan umutları.Hep bir umut var,yargılanırken ha bu mahkeme çıkarım ha şu mahkeme derken bir iki sene geçiyor.Sonra yargıtay cezayı bozar diye bekliyorsun oda olmazsa ya bugün ya yarın bir af çıkarumudu var.Bu şeklde birde bakıyorsun ceza bitmiş.Neye üzülüyorum biliyor musun?Burada olmayı hak edecek bir yaşantı sürmedim her konuda o kadar sabırlı davrandım, tatsızlık çıkmaması için elimden geleni yaptım ama olmadı.Hem dışarda mağdur etti hemde şimdi mağdur olmama sebep oldu.Allahından bulsun ama şuna emin oldum ki kimsenin yaptığı kimseye kalmıyor.Yüce rabbim bir şekilde çıkarıyor insandan netyse yinede allahıma şükür bugünlerimizi aratmasın.Gönül Hüseyin' e mektup yazdım ama daha cevap gelmedi. Dolayısıyla suçunun ne olduğunu bilmiyorum sen cezasının en az beş sene olacağını yazmışsın inan okuyunca şok oldum, çok üzüldüm.Yüce rabbim hepimize sabır versin.Hüseyinin cezaevine alışamadığını yazmışsın ben onu çok iyi tanıyorum oda emin ol alışamayacak şimdi görüşleriniz eminim çok duygusal geçiyor.Zamanla seninde dediğin gibi birbirinizin yüzüne gülecek gözyaşlarınızı içinize akıtacaksınız.O seni, sende onu üzmemek için daha sağlam görüneceksiniz.Sana tavsiyem ona her konuda dürüst ol bilmesi gereken herşeyi senden öğrensin.Her hafta görüşe gittiğini her hafta on on beş mektup aldığını yazmışsın, bunlar çok güzel.Bir mahkuma lazım olan onlar başka hiç birşey lazım değil ama şuna dikkat et ben bu konuda tecrübeli olduğum için yazıyorum sakın yanlış anlama, bende ceza alana kadar her hafta ziyaretim geliyor en az yedi sekiz tane mektup alıyordum.Herkes zamanla ziyaretlerinde mektuplarında azalacağını söylüyordu ama ben düşünmek bile istemiyordum.Ama ceza aldıktan birkaç ay sonra tüm yük ablamın sırtına bindi. Allah razı olsun her hafta ziyaretime geliyor, her konuda koşuşturuyor.Daha önceden gelenler iki ayda bir geliyor her hafta mektup yazanlar ayda bir yazıyor.İnsanın en çok zoruna bunlar gidiyor.Sende bu konuda dikkatli ol, beni anlıyorsun değil mi?nasıl alışırsa insan öyle bekliyor.Çocuk konusuna gelince bende ceza alana kadar çocuklarımı göremedim, yurt dışında bildiler.Şimdi çok pişmanım keşke bu kadar ceza alacağımı bilseydim de ilk günden beri görseydim.Sende en az beş sene alır diyorsun, az zaman değil ne kadar yurt dışında olduğu yalanını söyleyeceksin? Bence çocuğu karşına al konuş , hatta bir psikologtan yardım al.Hiç olmazsa ayda bir açık görüşe götür. Bende sadece açık görüşe getirtiyorum.Bunu iyice düşün tamam mı?Herşey güzel olacak, hepsi düzelecek bundan başka tesellimiz yok.Kendine ve Mert'e çok iyi bak..

sevgilerimle

Abin Ümit

H Tipi KARTAL- İSTANBUL

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cumartesi, Temmuz 25, 2009 - SİLİVRİ 6 NOLUDAN MEKTUP VAR-4

Kategori: MEKTUPLAR

CANIMIN İÇİ

Dur, tahmin edeyim. Bir fincan sade tek şekerli nescafen, küllüğün ve yanan sigaran..Oturmuş koltuğa hüzün ve heyecan içerisinde mektubumu açtın.Selam canımın içi, yaşama sevincim, havam,suyum,aşım,aşkım...sana bu mektubu 26.03.2009 da sabaha karşı 04:00 sıralarında yazıyorum. Uyku tutmadı, tutmaz da.canım görüşten sonra sen Malatya ya gittin ameliyat için, ben ise senden haber alamamanın üzüntüsü içindeyim. Sevdiğim o masaya yattığın da yanıbaşında ellerinin avuçlarımda olmasını isterdim. Öncelikle mektubu okurken ameliyat olmuş olacaksın, çok geçmiş olsun aşkım. Dinlen, istirahat et ve kendini yorma!bitanem, ben iyiyim, sağlığım iyi. Hamdolsun bir sıkıntım yok, tek üzüldüğüm sizlersiniz. yolladığın mektupta o kadar güzel şeyler yazmışsın ki biraz olsun rahatladım. Sevdiceğim, herşey güzel olacak, sen ve umutlarım sayesinde herşey düzelecek eminim. Sana böyle bir hayat yaşatmak istemezdim ama kader demekten başka bir çaremiz kalmadı şimdi. Herkes nasıl annem iyimi? Anne kelimesi burada o kadar bambaşka birşey.anneni öz annem olsa bu kadar sevebilirdim ancak.ona da bu yaşta bu sıkıntıları verdiğim için özür dilerim,üzgünüm. Büyüklüğüne ve affına sığınıyorum.
Canım sevgilim, bilsen seni nasıl özlüyorum...Meğer çok zormuş sensizlik..Ne çok severmişim , sana benim aldığım nefessin derdim ya hep, işte benim nefesim daralıyor. Sensizliğin acısını yaşıyorum her saniyemde..Canım kardelenim sana bir şiir yazmıştım. güneş olup üzerine doğmak isterdim diye. Karlar altında güneşini bekleyen kardelenim birgün güneşin olup doğacağım ve sen saklandığın o kara kışın altından çıkacaksın..Aşkım, canım, herşeyim düşünüyorum da,  meğer seni hiç anlamamışım. Bilirsin ben duygularını anlatmayı ve göstermeyi pek beceremem. Ama anladım ki ben sensiz bir hiçmişim..Bitanem aslında hem sitem hem de ben rahatlayayım diye kusuralarımı yazmışsın mektubunda...Ben de eve gelince Tv de senin sevdiğin filmleri beraber izleyeceğiz:)) sadece 100gr. fındık yiyeceğim,evde balık pişirmeyeceğim,kilolarca değil her akşam bir elma bir portakal yiyeceğim, onu da kendim soyacağım, evi de dağıtmayacağım, çorapları banyoda çıkaracağım,:)) Canım benim ya ağlama ne olur dayanamam:(( ben zaten yazdığın mektubu dört kez okudum ve her seferinde ağladım. Sen ağlama birtanem, dik dur ve asla boynun bükülmesin. Benim çınarımsın ve sana dayandım yıllardır farkına varamamışım, düşersen ben de yıkılırım...Beni yaşatan senin varlığın,sabrın,sevgin..Bana en büyük servet, en büyük hediyesin..Ben sana baktıkça kendimi seviyorum..Demek ki seni bana verdiyse yaradan ben iyi bir kul olmuşum ona diyorum..Varlığımın sebebi, ömrümün yegane sahibi..Düşme ellerimden, düşme gözlerimden...Seni sensiz yaşamanın acısıyla kıvranıyorum şimdi...Öyle özlüyorum ki bekleyişlerinin ardındaki sinirli güzel kadını...Mağrur duruşlum, gururlu yoldaşım...Sevdamın yarası, en sevdiğim derdim...Bitmeyecek gerçeğim, sönmeyecek ocağımsın...Beni affet gül yüzlüm,cefakar, vefakar eşim...Seni herşeyden çok seviyorum...Bütün mutluluklar sana, ömrüne olsun sevdiğim...kendine iyi bak,bizim için...şimdilik hoşçakal sevdam...

H.H.Y.den...

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazartesi, Temmuz 6, 2009 - SİLİVRİ 6 NOLU DAN MEKTUP VAR-3

Kategori: MEKTUPLAR

                  Merhaba göğsümün sol yanı;

        Çiçeklerin en güzeli, kardelenim, tatlıların en tatlısı, hayatımın en değerli varlığı, canım karıcığım, sen yıllandıkça tatlanan, içtikçe kanılmayan can suyu gibisin.Sen baktıkça hayran kalınan bir derya gibi, uğradıkça vazgeçilmeyen bir liman, hasret kaldıkça büyüyen sevdamsın...Sana söylüyorum ey adı aşk olan sevilmesi en güzel kadın! Sen bulunması çok zor olan bir mücevher, dokundukça yakan kor, ama sevdikçe okşayan şevkat gibisin. Sen yazdıkça bitmeyen şiir, okudukça ağlatan bir roman, ama yaşandıkça efsaneleşen bir aşk hikayesi gibisin. Ey gönlümün sultanı! Sen memleketin kıskanılan kadını!Sen evet sen yalnızca özlemeye değer hasretimsin. Sana söylüyorum hayatımın anlamı! Sen aşık oldukça tapılan bir ilahsın, iyi ki varsın bitanem. Seni çok ama çok seviyorum. Sensiz hayat yerin dibine batsın. Canımın içi, havam, suyum, aşımsın. Sen benim nazlı çiçeğim, güzel kardelenimsin.

         Sevgilim içimden böyle geldi yazdım ama seni anlatmaya bunlar yetmez biliyorum. Bugün 24 saat seni düşündüm. Zaten başka hiçbirşey düşünemiyorum, düşünmekte istemiyorum. Sana Salı günü yazdım, Perşembe günü görüşe geleceksin. Biraz canım sıkıldı ama sen geleceksin ve oğlumuzu da getireceksin diye kafama hiç birşey takmıyorum. Seni çok özledim ve artık dayanamıyorum. Burası beni boğmaya başladı, psikolojim bozuluyor, yaralar artmaya başladı. Mahkemeden sonra doktora çıkacağım. Beni burada unutma olur mu? Sana çok ama çok ihtiyacım var. Beni yalnız bırakma, bana çok mektup yaz, senden gelen mektuplar inanki  nefes almamı sağlıyor.
           Annem nasıl, iyi mi? Ona iyi bakın ne olur. o bana ve size en önemli emanet, kendi annem olsa ancak bu kadar severdim. Canım nasıl da dertler verdim bu yaşta ona, beni affetsin anam. Siz neler yapıyorsunuz, aklım hep sizde aman kendinize dikkat edin. Şengül nasıl, mektuplarını alıyorum sağolsun her zaman yazıyor. Bir ara ona da yazacağım. Kafam o kadar allak pullak ki çok stresteyim. Canım hiçbirşey yapmak istemiyor. Bir tek sana yazmak, sana seslenmek, sana anlatmak istiyorum. Canım benim senden başka kimsem yok ki benim. Beni buralarda unutma, yaz hep yaz yalnız bırakma. Tıpkı bir çocuk gibi oldum burada. İçime kapandım sanırım ama iyi olmaya gayret ediyorum. Beni bir tek sen canlı tutabilirsin. Yine sabah ezanı okunuyor. geceleri hiç uyuyamıyorum. Sadece gün içinde 4-5 saat. Günler uzun geçmek bilmiyor.
           Mert' e iyi bak olur mu? Ona birşey olmasın. Kendine de çok iyi bak, ilaçlarını düzenli almayı unutma! Sen değerlisin ve hepimizin sana ihtiyacı var unutma!:(( Kafana hiç birşeyi takma,gez, eğlen ben mutlu olurum. İçine kapanma ne olur. Sana herşeyin en iyisi layıktır.Sen herşeyden kıymetlisin. İnşallah bu zor günlerde yaradan seni korur, kollar ayağını taşa değdirmez. Hep dua ediyorum sana, sadece senin için.sen bunları hiç ama hiç hak etmiyorsun, çok üzülüyorum. Bunları yaşaman beni kahrediyor. Birgün biter kavuşursak, sana söz veriyorum dizinin dibinden ayrılmayacağım. Seni hep sevdim, her zaman da seveceğim. Bitanem mektup karışık oldu cümleler falan ama sen beni bilirsin toparlayamam streste olduğum zaman. Canım sevdiğim, mangal yürekli yarim! Beni yalnız bırakma buralarda, bir başıma koyma :(( Seni çok çok seviyorum. Herkese çok selamlar. Allah'a emanet olun canım ailem...


sen esirliğim ve hürriyetimsin
çıplak yaz gecesi gibi yanan etimsin
sen memleketimsin

sen ela gözlerinde, yeşil hareler
sen büyük, güzel ve muzaffer
ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan
hasretimsin

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Çarşamba, Temmuz 1, 2009 - KARTAL H TİPİ CEZAEVİNDEN MEKTUP-1

Kategori: MEKTUPLAR

Canım kardeşim Gönül

Satırlarıma başlamadan önce hasretle selam eder, büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim.Nasılsın, iyi misin diye sormak adet olmuş, nasıl olduğunuz daha doğrusu olduğumuz ortada.Yine de şükür Allah bu günümüzü aratmasın, sağlık sıhhatimizi bozmasın.Gönül mektubunu alınca ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.Çünkü içeri girdim 29 ay oldu ve bu süre içerisinde hep sizin adresi öğrenmeye çalıştım.Yener ve Kenan abiye hep yazdım ama ulaşamadım.En son Kenan abiden aldığım mektupta Hüseyin in de içerde olduğunu öğrendim ve inan bana çok üzüldüm.Yüce rabbim kimseyi çoluğundan cocugundan ayırmasın, buralara düşürmesin.Ama ne yapalım insanız ve başımıza böyle şeyler gelebilir ve dediğim gibi Allah beterinden saklasın.İnsan biraz da sonunu kendisi hazırlıyor.Bazı şeylerin kıymetini kaybetmeden bilmiyor.Şimdi herşeyin farkına daha iyi vardım ama biraz geç kaldım galiba.Gerçi hiç birşey için geç kalınmış sayılmaz yeter ki yüce rabbim sağlık sıhhat versin herşeyi başaracak güce ve zekaya sahibiz, doğru kullanmayı bilelim yeter ki.Gönül cezaevine girmek bir bakımdan iyi oldu.Hayatı, insanları daha iyi tanıyorsun burada.Eşini, dostunu arkadaşlarını, yaptığın hataları tek tek gözden geçirip kendini sorguluyorsun.Şöyle bir geriye baktığımda elle tutulur birşey yapmadığımı görüyorum, boş yaşamışım.Kısmet olur çıkarsam sıfırdan daha mantıklı bir şekilde sorumluluklarımın bilincinde, sevdiklerimle beraber bir hayat sürmeyi hayal ediyorum. Şimdi senden sonra Hüseyin' e mektup yazacağım , cezaevinde mektubun ne olduğunu bilirim onun için sürekli yazarım. Hüseyin daha yeni alışmaya başlamıştır, sende destek ol her hafta ziyaretine gitsen bile mektubu ihmal etme yaz, onunla sohbet eder gibi, dertleşir gibi yaz.En çok sizin desteğine ihtiyacı var.Eminim sen üstüne düşeni fazlasıyla yapıyorsundur. Allah size de kolaylık versin, biliyorum hayat sizin için de zor, asıl cezayı sizler çekiyorsunuz ama ne yapalım başımıza geldi ve en az zararla atlatmaya çalışacağız. Gönül bende içeri girdiğimde çocuklardan sakladım 2 seneye yakın görmedim.Onlar da beni yurt dışında biliyorlardı. Şimdi düşününce keşke ilk başlarda görseydim diyorum.Tahliye olurum diye getirttirmedim ama ceza alınca mecbur kaldım. Durumu net olarak bilemediğim için 1 yıl dan fazla sürmeyecekse çocuk bilmese de olur.Allah göstermesin eğer fazla ceza alacaksa çocuğu götür, hem çocuk için hem de Hüseyin için iyi olur.Hiç olmazsa açık görüşlerde götür.Benim çocuklarda sadece açık görüşlerde geliyorlar sende öyle yaparsın. İşte böyle Gönül, şimdilik bu kadar.Kendinize iyi bakın, Allah' a emanet olun, tüm tabıdıklara selamlar...Hoşçakal

Kartal H Tipi Kapalı cezaevi

Ü.Y.P

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazartesi, Hazirane 22, 2009 - SİLİVRİ 6 NOLU DAN MEKTUP VAR -2

Kategori: MEKTUPLAR


                                                                                                                                                         03.04.2009

                  Sevgili Burcu

Umarım sende yazılarımı okuyabilirsin.Yazdığın mektup için çok teşekkür ederim.Burada mahkumun bir mektubu bir de sigarası oldu mu yetiyor.Ancak baştan söyleyeyim yazmayı sevmiyorum :) Sen 5 yaz ben 1 anlaştık mı? Burcu başıma gelene kadar diyelim şimdi tek yapacağım şey cezamı çekmek.Ben burada rahatım, yemek yatak sorunu yok.Tek sıkıntım dışarda sevdiklerim ve dostlarımla olamamak.Biliyorum ki dışarıda çok güzel dostlarımız var ve onlarda sevdiklerimizin yanlarında oluyorlar. Bilirsin Gönül seni çok sever, her ağladığında senin yerinede ağlar.Dilerim bu dostluğunuz hiç bitmez.Bana her zaman Gönül  ün yanında olacağını yazdın zaten biliyorum ama yine de sağolasın.Sevgili Burcu zaman zaman evimizde konuşurken senin adın sıkça geçerdi.Eskilerden anlatırdı ve çok gülerdi, bende tabi.Fakat 1 günde gidip döndüğünüz yerden bahsetmedi , bunu da belirteyim söylemedim ispiyon yaptığını :) Söylemem de, neyse...Bu arada işlere ağırlık vermişsiniz, hayırlısı olsun.İnan onun çalışmasını hiç istemiyorum.Fakat evde tıkılıp kalmasına gönlüm razı olmuyor,bir de psikolojii bozuldu biraz rahatlasın diye birşey demiyorum.Sana söyleyeyim bak kapı kapı dolaşmak yok,çok kazanalım demek yok.Yorulmadan terlemeden kafanıza göre takılın,okey mi anlaştık mı söz değil mi? :) Eşin nasıl çalışıyor mu? Ona da çok selam söyle,tanışmak nasip olmadı ama olsun çıkınca bacanakla tanışırız.Senden ricam Gönül'ü sık sık kontrol et yani şu anlamda ilaç alıyor biliyorsun. Şimdi ameliyat da oldu,dikkati dağılıyor ya ondan dedim.(yolda yürürken,arabaya binerken onu demek istiyorum).Boncuk işi dedin ya bak o biraz zor :) Burada yapan arkadaşlar var onlara yaptırırım.Şimdilik Gönül'e bir cüzdan verdim. Amcamız var o yapıyor,şimdi çakmaklık yaptırıyorum sana da gönderiyorum inşallah başka da yaptırırım.Burcu oğlum beni Almanya 'da biliyor aman yanında açık vermeyin.Gönül de kimseden birşey istemez aç kalsa da ölse de birşey istemez.Ben onun bu yönünü çok severim,canım benim o bunu haketmiyor.İnan ki istemezdim böyle olmasını ama kader işte ne yapalım.Ona sabır diliyorum,onu çok seviyorum.Bundan hep şüphe etmiştir ama Allah biliyor o benim hayatıma gireli tek varlığım olmuştur hala da öyledir.Şimdi düşünmeye zamanım olduğu için hep sorguluyorum ona yaptığım haksızlıkları,yapamadığım güzellikleri,yaşatamadığım hayatı.Nasip olur buradan çıkarsam hayatımın geri kalan kısmını onun yolunda,onun yanında son nefesimi verene kadar ona adayacağım.Ben onun için çok şey hayalettim ama olmadı onu da peşimden sürükledim sıkıntuya soktum ama çıktıktan sonra geç de kalmış olsak yaşayamadıklarını fazlasıyla ona yaşatacağım...
 Sen nasılsın?neler yapıyorsun,annenler iyidir inşallah.Kızınız nasıl :) Havlıyor mu,bit pire var mı? İshal olmuştu iyileşti mi? :) Gönül de çok sever,alalım dedi ama çıkınca çiftliğimizde artık :) Sanırım boş da olsa birşeyler yazdım.Yavaş yavaş yaza yaza açılırım. Ben mesaj bile yazmaya üşenen bir adamım. De yeter bak 2.sayfa doldu. Sen yaz ama inan mektup burda en güzel hediyedir. Alırsın mektubu bi sallama çay bir de sigara. Geçersin sote bi yere,açarsın okursun değme o zaman keyfe,inşallah bu keyiften mahrum kalmam :) Coşkun'a selam ona iyi bak.Gönül de sana emanet. Cüsse deme valla kafanı kırar o benim için mankendir ona göre :) Allah'a emanet ol ve yazım için kusura bakma.


Silivri 6 nolu L Tipi kapalı cezaevi...H.H.Y nin eşinin arkadaşına yazdığı mektup..

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cumartesi, Mayıs 23, 2009 - SİLİVRİ 6 NOLU DAN MEKTUP VAR-1

Kategori: MEKTUPLAR


Silivri 6 nolu....H.H.Y nin eşine yazdığı mektup...            


11.04.2009

Benim melek karıcığım :)

Çok geçmiş olsun, bitanem sorunsuz bir ameliyatı atlattığın için sevindim.İnan çok isterdim yanında olabilmeyi ama kalbim seninleydi bilesin.Evimize hoşgeldin canım...Malatya' dan attığın mektupları cuma günü aldım.O kadar güzel şeyler yazmışsın ki inan 5-6 kez okudum nefes almadan. Canım ya beni çok mutlu ettin, yaradan gönlüne göre versin. Beni merak etmeyin çok şükür iyiyim, tansiyonum da iyi.Yemek sorunumuz yok zaten az yiyorum, uyku sorunuda zamanla hallolur sanıyorum...Aslan oğlum nasıl, neler yapıyor çok özledim biliyor musun kızarak yürüyüşünü, ayaklarını yere vura vura gidişini bir de bana sarılıp öpmesini çok özledim. Aslan oğlum canım ya...Ya seni, seni öyle özlüyorum ki bana kızmanı , söylenmeni, küsmeni hele hele sen kokan seni...bakışların hep gözümün önünde...Aşkım sen bana tanrının bahşetmiş olduğu çok değerli çok özel kulusun, iyi ki hayatımdasın, iyi ki varsın seni kendiden daha çok seviyorum...Canım aşkım, kardelenim, nazlı çiçeğim,Burcu yazıyor bana 2. mektubu geldi.Naz' da yazıyor onun da 2. mektubu geldi.Sağ olsunlar Burcu ya mektup salı günü attım onun da mektubu salı günü geldi...Kayınpederi ölmüş başı sağolsun canım...Herkese çok selamlarımı söylersin, dostlar böyle günlerde farkediliyor belki de burada olmamız bize birer ödüldür bilemiyorum aklım o kadar karışık ki...Hayat bizi nerelere sürüklüyor, gözümüzü açtığımızda o beğenmediğimiz hayatın en kahpe oyununa kurban edilmiş olabilyoruz.Allah sağlık versin, gerisi geçer önemli değil.Böyle teselli olmak zorundayız, yapabileceğimiz sadece ilerisi için aynı hatalar düşmemek...Gülüm mektubun sen kadar olmasa da hoş kokuyor, teşekkür ederim. o kadar özlemişim ki tenini ve sıcaklığını birgün bu güzel kokuyu mektup kağıtlarında arayacağımı tahmin bile edemezdim.Hayat insana neler getiriyor bilinmez, sadece uzun vadeli gözlemlemek gerek bunu öğrendim. Her ne kadar senden uzakta olsam da her an içimde bir yerlerde sürekli kıpırdadığını bil ve asla unutma ki sensizlik benim nefesimin son bulması demektir. Yüreğim, can yoldaşım şimdi bu dört duvar bu yalan dünya arasında sıkışıp kaldım.Bir tek üzüldüğüm senin ve oğlumun yalnız oluşunuz. Bunları size yaşatmaya hiç hakkım yoktu, özür dilerim. Sen her görüşe geldikçe öpmek sarılmak bir yandan da gözlerini gözlerimden kaçırmak istiyorum. Utanıyorum senden merhametinden yüreğinin büyüklüğünden. Sen ömürsün bana...Rabbim seni sevdiklerinin başından eksik etmesin.Seni sana emanet ediyorum kendine ve oğluma çok iyi bak...
Seni kendinden çok seven eşin , yoldaşın...


silivri 6 nolu H.H.Y

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Çarşamba, Nisan 29, 2009 - TEKİRDAĞ F TİPİ CEZAEVİNDEN MEKTUP VAR!

Kategori: MEKTUPLAR
Belki az çok tanıyorsunuz, belki de hiçbir fikriniz yok. Belki de yaşamınızın bir döneminde bizlerle kesişti yollarınız, belki bir arkadaşınızdan biliyorsunuz ya da bir akrabanızdan dolayı tanıyorsunuz bizleri.

Bu mektupta asıl yazacaklarımıza geçmeden önce bir de biz kısaca tanıtalım kendimizi. Kimimiz on sekizindeyiz, kimimiz elli yaşını geçtik. Kimimiz issizdik, kimimiz mühendis; kimimiz isçi, memur; kimimiz öğrenci, işportacı, esnafız.
Neden burada yattığımızı da, neden hapishanede olduğumuzu, 'suç'umuzu da bilmek hakkınız. Kimimizse 'Hapishanelerde Neler Oluyor? Bilmek Hakkınız!' kampanyası çerçevesinde tutsakların yaygın olarak çeşitli kişi ve kurumlara gönderdiği mektupta, bir çağrıda bulunuluyor
Bu mektup Tekirdağ F tipi tecrit hücrelerinde tutuklu bulunan devrimciler tarafından yazılmıştır.
Sendikalarda, derneklerde, meslek odalarında örgütlendik; kimimiz gecekondu yıkımlarına direndik; kimimiz polisin terörüne, baskısına, hukuksuzluğuna karşı boyun eğmedik, karşı koyduk. Ancak hepimiz, IMF'nin, Dünya Bankasının sömürü politikalarına, AB'nin ve ABD'nin kuklası haline gelen, ulusal onurumuzu ayaklar altına alan iktidarlara karşı çıktık. Haklarımız ve özgürlüklerimiz için mücadele ettik. Sonuçta buradayız.
Asil konumuza gelelim. F tiplerini ne kadar biliyorsunuz? Tecrit işkencesi nedir, hiç duydunuz mu? Bilmiyoruz. Ama Almanya'daki Nazi kamplarını duymuşsunuzdur. Ya da bugünün dünyasında ABD'nin Guantanamo'daki hapishanesini veya Irak'taki Ebu Gureyb hapishanesi'ni mutlaka duymuş olmalısınız. Iste ülkemizdeki F tiplerinin de o Nazi kamplarından, Guantanamo ve Ebu Gureyb'lerden farkı yoktur.
Türkiye'deki F tipleri 19 Aralık 2000'de 28 tutuklunun yakılarak, kurşunlanarak öldürüldüğü, yüzlercesinin yaralandığı 'Hayata Dönüş' operasyonunun ardından açıldı. F tiplerindeki uygulamalar söyle:
- F tiplerine gelen herkes daha önce elle ve elektronik cihazlarla defalarca aramadan geçirilmesine rağmen girişte atlet ve külotunuz da üzerinizde kalmayacak şekilde çırılçıplak soyulur. Dayatılan bu onursuz ve ahlaksız aramaya direnirseniz, dayak yersiniz.
- Hastane ya da mahkemeye gidip gelirken daha hapishaneden çıkmadan gidişte BES, dönüşte BES kez olmak üzere tam ON kez aramadan geçirilirsiniz.
- Kaldığınız hücreler TEK ya da ÜÇ kişiliktir. Tek kalıyorsanız hiç kimseyle, üç kişi kalıyorsanız yanınızdaki IKI KISI dışında -gardiyanlar hariç- kimseyle konuşamaz, kimsenin yüzünü bile göremezsiniz. Hastane ve mahkemelere götürülürken bile hücrelere bölünmüş araçlarla götürülürsünüz.
- Mahkemeye sunacağınız el yazısı savunmanız önce hukuki bir bilgi ve yetkiye sahip olmayan gardiyanlar tarafından denetlenir. Gardiyanlar tarafından 'sakıncalı' bulunmaz ve 'olur' denilirse dilekçenizi mahkemeye ulaştırabilirsiniz. Yoksa el konulur.
-Avukatınızla görüşmeye giderken yanınıza kağıt kalem almanız yasaktır.
Hücrenizden en fazla elli adim uzaklıktaki avukat görüsüne giderken, gidiş ve dönüşte tam üç kez aranırsınız.
- Bir haksızlığa uğradığınızda verdiğiniz dilekçenin akıbetini bilemezsiniz. İşleme konulup konulmadığını öğrenmek için bile dilekçe üstüne dilekçe yazmak zorundasınız. (Ek bilgi; dört yıldır F tiplerinden verilen on binlerce suç duyurusu dilekçelerine rağmen ne uygulamalar değişmiştir, ne de keyfi dayatmalarda bulunan tek bir görevli cezalandırılmıştı r. Keza gelen ve giden mektuplarımızın da akıbeti belli olmaz, tıpkı dilekçelerimiz gibi.
- Acil ve hayati rahatsızlıkları nedeniyle revire çıkmak isteyip de 'doktor çarsıda', 'doktor uzmanlık sınavlarını kazanıp gitti' cevaplarıyla doktor yüzü görmeden ölenler veya bizzat 'doktor' tarafından hastaların kovulması F tiplerinin 'sıradan' olaylarıdır.
F tiplerindeki tecrit uygulamalarını daha da uzatabiliriz. Hem de sayfalarca. Ama gerek yok. Sanırız aktardığımız bu birkaç madde bile yeterince anlatıyor tecriti.
Ve simdi yeni Ceza İnfaz Kanunu (CIK) ile bütün bu yasadıklarımız, maruz kaldığımız tecrit işkencesiyle sessiz sedasız hücrelerimize gömülmek istemiyoruz.
Yeni CIK'in tek bir maddesi değil, bastan sona bütün maddeleri incelendiğinde tecrit işkencesinin, hukuksuzluğunun yasal uygulamalar haline getirildiği görülecektir. Bu mektubu, bilmediğiniz, duymadığınız ya da şimdiye kadar da yanlış bilgilendirildiğ iniz F tipleri, tecrit ve Yeni CIK konusunda GERÇEKLERI bir de bizden öğrenin diye yazdık. Ama sadece bu gerçekleri bilesiniz, öğrenesiniz diye değil. Bu gerçekleri başkalarına da aktarmanızı istiyoruz. F tiplerindeki tecrite ve bu tecriti yasal bir uygulama haline getirecek olan yeni CIK'e karşı çıkmanızı istiyoruz.
İsterseniz önce dile getirdiğimiz bu gerçekleri araştırın, soruşturun; biz burada söylediğimiz her cümleyi dilerseniz belgelerle, tanıklarla kanıtlayabiliriz. Bize yazmanız, sormanız yeterli. Ancak bu söylediklerimizin gerçek olduğuna inanır, ikna olursanız bir sorumluluk da yüklenmiş olacaksınız. Her şeyden önce vicdanen, adalet duygunuza karşı bir sorumluluktur bu. Kendinize karşı duyduğunuz ya da duyulmasını istediğiniz saygının zedelenmemesi için bu sorumluluğu yerine getirmelisiniz. 'Bana ne' dediğinizde bilin ki, en basta insanlığınızdan bir şeyler kaybetmiş olacaksınız. Biliyoruz, belki ağır bir itham oldu ama ne yazık ki böyle olacaktır. Düşünün Ve unutmayın, 20 Ekim 2000'de F tipleri ve tecrite karşı başlatılan ölüm orucunda şimdiye kadar 123 insan öldü. 600'den fazla insan sakat kaldı. Belki ilk defa duydunuz, belki de görmek, duymak istemediğiniz bu gerçekle bir kez daha karsılaşmış oldunuz bu satırlarla.
Sonuç olarak istesek de istemesek de, bir direniş yöntemi olarak doğru ya da yanlış da bulsanız, ölümlerin yaşandığı bir GERÇEK'TİR. Ve bilirsiniz ki, kimse durduk yerde ölmez, ölemez. Tecrit denilen politikanın nasıl bir şey olduğunu anlamanız için hatırlatmak istedik bunu da.BU MEKTUBUMUZLA BIR ZINCIR OLUSTURMAK ISTIYORUZ. Tecrit denilen karanlık kuyuda boğulmak istenenleri boğdurmamak için uzatılan bir zincir olsun, bu zinciri oluşturmak için; Mektubumuzun fotokopilerini çekerek tanıdıklarınıza, eşinize dostunuza postalayabilirsiniz ; mektubumuzu internet ortamında dağıtabilirsiniz; sendikacıysanı z ya da bir dernekteyseniz panonuza asabilirsiniz; gazeteciyseniz kösenizde yer verebilirsiniz, haber yaptırabilirsiniz; ev kadınıysanız misafirlerinize okutabilirsiniz; esnafsanız işyerinize asabilirsiniz; milletvekiliyseniz meclis kürsüsünden okuyabilirsiniz; bu mektubu bir gazete ya da dergide okuduysanız küpürü kesip cüzdanınıza koyup yakınlarınıza okutabilirsiniz. Kısacası sözlü ya da bu haliyle yazılı olarak elden ele, kulaktan kulağa BIR ZINCIR OLUP ulaşmalı bu gerçekler.
İnsan düşüncesinin başka ve zorla yok edilmesine karşıysanız, işkenceye, haksızlıklara ve adaletsizliklere karşıysanız, insanın sadece mezarda yalnız kalabileceğine inanıyorsanız ve TECRIT denilen bu silahın bir gün size de yönelmesini istemiyorsanı z BU ZINCIRE BIR HALKA DA SIZ EKLEYIN! F tiplerinde tecritin kaldırıldığı, ölümlerin durdurulduğu günlerde görüşmek umuduyla hoşcakalın.
 
TEKİRDAĞ F TİPİ HAPISHANESİ'NDEN

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kader mahkumlarının sesi.Umutları,üzüntüleri,özlemleri,aşkları, yaşadıkları her anı paylaşabileceğiniz özgür ortam..Belki babanız, belki eşiniz ya da kardeşiniz..Onlardan gelen bütün haberleri artık burada paylaşabileceksiniz.

Kategoriler

Arkadaşlarım

Oyum ben
seyit özbey
Blogcu Yardım
taurus79
masumdeliyim